Patriot füzeleri ilk kez 1991'deki Körfez
Savaşı'nda Saddam Hüseyninin tehditlerine karşı, Suudi Arabistan ve İsrail'i
korumak amacı ile ve 2003 yılında ABD öncülüğünde Irak'a yapılan operasyonda
kullanıldı. Patriot füzesavar sistemi o zamandan
şimdiye kadar, savaş uçaklarına, balistik ve Cruise füzelerine, pilotsuz
uçaklarına karşı ve onların vurulması için tasarlandı.
Suriye olaylarında Türkiye’nin Suriyeli
muhaliflerin ve Suriye halkının yanında olması ve Esat rejimine karşı onlara
destek vermesi, buna karşılık olarak Suriye’den Türkiye’ye gelecek olası
kimyasal silahlarının tehlikesinin artması neden ile Türk devleti 2 ülke
sınırında Patriot füzelerinin NATO tarafından yerleştirilmesine karar verdi. Bu
konuda Türkiye’ye ABD’den ve Avrupa ülkelerinden destek geldi. Sonunda NATO
Türkiye’nin bir NATO üyesi olarak isteğine olumlu bir yanıt olarak
füzesavarların Suriye sınırına yakın kentlerde yerleştirilmesini onayladı.
NATO, Türk devlet yetkilileri, ABD ve
Avrupa birliği Türkiye'ye Patriot konuşlandırma kararını tamamen savunma amaçlı
olarak tanımlıyor ama Rusya, Suriye ve İran bu adımı, bölgede istikrarsızlığı
artıracağını söyleyerek eleştiriyorlar. Füzelerin Türkiye’de kurulması Esat
rejiminin yakın müttefiki olan İran devletini endişelendirdi.
Türkiye’nin Patriot füzelerinin savunma
amaçlı ve Suriye kaynaklı tehdit nedeniyle kurulmasını vurguladığına rağmen
İran ile Türkiye arasındaki Patriot füze tartışması sürüyor. İran devlet
yetkililerin buna karşı her an Türkiye devletini uyarmağa ve tehdit etmeğe
başlamışlar ve bu konuyla ilgili susmak bilmiyorlar. Füzelerin
yerleştirilmesine İran devlet yetkililerinin bir kaçının verdiyi tepkiyi
sizlerle paylaşmak isterdim:
-İran parlamentosu başkanı Ali Laricani
Türkiye’den döndüğünden sonra dedi: Patriot Füzelerinin bölgeye yönelik olumsuz
etki bırakacağını düşünüyorum ve bu mesele bölgedeki sorunları arttıracağına
neden ola bilir.
-İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi,
Türkiye'ye Patriot füze savunma sistemlerinin konuşlandırılmasının,
''Beklenmedik sonuçlar doğurabilecek kışkırtıcı bir eylem'' olduğunu iddia
etti.
-İran Genelkurmay Başkanı Hasan
Firuzabadi de birkaç gün önce yaptığı açıklamada, Türkiye-Suriye sınırına
yerleştirilmesi planlanan NATO'ya ait Patriotların dünya savaşına zemin
hazırladığını ileri sürmüştü.
- İran savunma bakanı General Ahmet
Vahidi Türkiye’ye bir tehditte bulunarak İran öğrencileri haber ajansına
verdiyi röportajda ağır ifadelerle dedi ‘’bu füzelerin Türkiye’nin iç
güvenliğini sağlıya bileceğini düşünmüyorum belki bu füzeler buna ağır zarar
vere bilir ve Türkiye’ye ciddi hasar yetirecektir’’.
Iranla Türkiye arasında bu füze
tartışmasının sonucu hakkında politikacılar ve uluslar arası ilişkiler
uzmanları konu ile ilgili çeşitli fikirler seslendiriyorlar. Genelde İran’ın bu
rekabet alanında kaybedeceğini düşünüyorlar. Çünkü İran devleti ideolojik
tutumlarından yana tamamen bölgede ve dünya çapında tecrit edilmiş bir ülkeye
çevrilmişti. Dünyada birçok ülkelere kafa tutmasından dolayı ve uluslararası
yasalara ve kurallara uymadığı için, dünya çapında ABD ve müttefikleri
tarafından uygulanan ekonomik ambargolardan ve İran devletinin kötü yönetimi
nedeni ile diş politikada ve ülke içinde büyük bir krizle karşı karşıyadır.
İran devletinin bu sorunları çöze bilmek için çabaları şu ana kadar bir sonuca
varmamıştır.
Irandan farklı olarak Türkiye ile ABD ve
NATO arasında olan stratejik bağlar güçleniyor ve Türkiye ekonomisinde her an
gelişim göze çarpmaktadır ve Türkiye dünyada dev bir devlettir ve bölgede
etkileyici rolü vardı. Türkiye kendi topraklarını, ülkesini korumak açısından
ne tür tedbir alınması gerekiyorsa bunu ulusal kapasitesiyle ve uluslararası
yaslar çerçevesinde yapmak zorundadır. İran ve Suriye’nin Türkiye’ye karşı
yürüttüğü saldırgan politikalar bu 2 devleti bölgede bir tehdit ünsülerine
çevirmişti. Türkiye devleti bu arada İran ve Suriye’nin saldırgan politikasına
ve tutumlarına karşı ve bu devletler tarafından Türkiye’ye yönelik tehditleri
önlesin diye, kendi ittifak sistemi olan NATO’nun potansiyellerini ve
kapasitesini kullanmasını Patriot füzelerin kendi topraklarında yerleştirilme
konusunda başara bildi.
Iranın füzelerin kurulması ile ilişkin ne
yapacağı daha önceden belli. İran devleti daima Türkiye ile aralarında ihtilaf
yaradığı an PKK terör örgütünü bir koz olarak Türk devletine karşı kullanmıştı
ve Iran bu yolla Türkiye’ye baskı yapmıştı. Iranın Türkiye ile hiç türlü
çatışmaya girme gücü yoktu ama sadece PKK terör örgütüne maddi ve askeri
yardımda bulunmakla teröristleri kışkırtıp ve sivillere ve Türk askerlerine
karşı geçmişte olduğu gibi terör eylemi yaptıra bilir. Bu konuda Türk devleti
tarafından teröre karşı güvenlik önlemelerinin güçlendirilmesi Iranın kötü
amaçlı planlarının bozulmasını sağlaya bilir.
İran şu anda bir psikolojik savaş içinde.
Çünkü en önemli müttefiklerinden biri olan Esat rejimi devrilme aşamasındadır.
Suriye devletinin devrilmesi ile İran devletinin bölgesel olarak oluşturduğu
Şii hilalinin çökmesi ile sonuçlanma ihtimali vardı. Iranın bu eksendeki yürüttüğü
politikalar sekteye uğraması bekleniyor ve buna karşıt olan Sünni dolunayının
Suriye’de Sünni çoğunluklu bir devletin iş üstüne gelmesi ile tamamlanması
bölgedeki tüm dengelerin İran devletinin zararına ve Türkiye ve diğer Sünni
mezhepli devletlerin yararına değiştirmesi söz konusudur. Bu arada İran’ın
Hizbullah ve Filistinli terör örgütlerine silah, maddi ve manevi yardımlarının
yolunun kesilme ve Suriye’den sonra sıranın Irana geleme ihtimalide vardı.
İran devleti şu anda psikolojik olarak
kendisini ABD ve müttefikleri tarafından kuşatılmış ve sıktırılmış durumda
hissediyor. İran devletinin ideolojik politikalarının ABD ve müttefiklerinin
yürüttüğü politika karşında başarısızlığa uğraması ve Türkiye’nin bölgenin
siyasi dengelerinde bir büyük siyasi aktör gibi yer alması ciddi şekilde bu
devletinin yetkililerini rahatsızlığına neden olup ve onları endişelendirmişti.
İran devlet yetkilerinin Patriot füzelerinin kurulmasına karşı sert
tepkilerinin ve demeçlerinin politika alanında eski rakibi Türkiye karşısında
yenildiğinden, bölgede ve dünya çapında, yürüttüğü iç ve dış politikasında
çıkılmaz bir duruma düştüğünden kaynaklandığını düşünüyorum.